11 Ekim 2012 Perşembe

Yaşayalım..

Tükeniyoruz.
Bunun için de zamanı suçluyoruz. Asıl biz zamanı tüketiyoruz. Hissetmeden yaşıyoruz. . Yakınarak şikayet, ederek. 'Neden' sorusunu sormaktan yaşadığımız anı unutuyoruz. Tüketiyoruz. Arkamıza bakmaya korkuyoruz.
 Ben arkama baktım bugün. Hatalarımı gördüm. Hayır, yaşadığım pişmanlık değil. (belki de ben kabul edemiyorum pişmanlığı) Yalnızca hayal kırıklığı. Şu an özlediğim o günleri yakınarak yaşamışım. Ne yazık bana.
Şu an sorsanız yine durumumdan şikayet ederim. Bu aralar yalnızlığın yedi sülalesi ile tanıştım. Özlediğim insan sayısı bir kümesteki tavukların, ördeklerin, horozların hatta ve hatta atların toplam ayak sayılarının küpünden daha fazla.  Tamam tamam abarttım tanımıyorum o kadar insan. Hem bir kümese kaç at sığar ki ? Ördekleri zaten korumaya almak lazım. Kümes zor iş zooor. 
 Diyeceğim şu ki, şikayet etmek, herşeye bir neden aramak çok yanlış. gelecek kaygısı, geçmiş için duyulan pişmanlıklar bize sadece can sıkıntısı verir. Yaşayalım şu an için, gülmek güldürmek için. Nazım Hikmet'in 'İlk Yıldız' şiirinde 'Yine aratıyor her yarın dünü, imanım kalmadı yıldızlara da' mısrası çok hoşuma gider. Çok doğru bir tespit. Hangimiz geçmişi özlemle anmadık ki. Bize göte  geçmişimizde daha iyi bir yaşantımız vardı. Peki o zaman da şikayet etmiyor muyduk sanki ? Gelecekte bu anı özlemle anacaksak neden hala şikayet edelim. 
 Yaşamak sadece nefes almak değil. Unutmayalım...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder