Başarısızlıklarımla
övünebilecek kadar mutsuzum.
Günler geçiyor,
ben sabit bir şekilde izliyorum.
Bana bakan birkaç
çift göz, konuşmuyorlar, alışkanlık içinde hayret ediyorlar.
İzlemiyor numarası
yapıyorum.
Bütün çoraplarının
teki eksik olduğu için ağlıyor karşımda elindeki içi dolu plastik bardağıyla. Benim
hiç çorabım olmadı diyemiyorum.
Çıplak ayaklarımdan
gocunmuyorum çünkü.
‘Ağlama.’ Diyorum.
‘Tekli
çoraplarını kullanmak seni sıradanlıktan kurtarır. Sağ ayağın ısınmayı hak
edecek kadar mükemmel değil.’
Ayaklarına
bakıyor, aralarındaki farkı göremeyince benim deli olduğumu düşünüp başka
insanlara uzatıyor plastik bardağını.
Belki de
çoraplarının birbirinden farklı olduğuna, teklerini kaybettiğine ağlamıyordur.
Egzoz dumanları
her zaman gözümü yaşartırlar.
Sokaklar matem,
yollar sağanak gözyaşı.
Aynı döngü içinde
her saniyemi farlı duygulara biçtiriyorum.
Sıradanlığımla övünürken,
kendime acıyorum.
Düzene borçluyum
acılarım için.
Düzen içindeki
acılarım için.
Yalnızca defolu
ürünler satan bir mağazanın vitrin mankeni gibi hissediyorum.
Ruhumu satılığa
çıkarmışım astarındaki defosuyla.
Bir çift çoraba
ihtiyacım var.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder