İnsanın en iyi yürüyerek
kendine vakit ayırabileceğini düşünüyorum. Vücudu belli bir tempoya
alıştırdıktan sonra düşünmek daha da kolay oluyor. Eğer rüzgara karşı
yürünüyorsa bir de sigara yakılmalı
muhakkak böylece sigara hem rüzgarla paylaşılmış hem de saniyeler içinde terk
edebilen dumanının geri dönüşünü hissedebilir.
Belki de
bencilliği terk ektiğim konusunda yanılıyorumdur.
Kendim için değil
toplum için yaşama vaktimin geldiğine uzun zaman önce inanmaya çalıştım. Yapamadım.
Gönüllü toplum kuruluşlarına katıldım. İnsanları mutlu ettiğim zaman ben
onlardan daha mutlu oldum. Yine kendim için yaşamış saydım kendimi. Hala o
kuruluşların bir kaçında ismim var. Galiba kendi mutsuzluğumla insanları mutlu
etmem gerekiyor toplumun gerçek şartlarına inanabilmem için.
Hala kendim için
yaşadığım kanısındayım. O yüzden belli saatlerimi düşünmemeye çalışarak
geçiyorum. 10 dakikalık teneffüs aralarında artık kitap okumuyorum.
Ama şimdi
yürüyorum hala kendimi düşünebilirim. Suyun altını kapatmış mıydım?
Her türlü ulaşım
aracına karşıyım. Hiçbir zaman bisiklet süremedim. Evim, iş yerim, ailem ve
sevdiğim adam yürüyebileceğim mesafelerde olmalı. Evden iş yerine yürüyerek
gidiyorum, diğerlerinde başarısızım.
İlk aşık olduğum
zaman da yürüyordum. İlkokuldayken beden eğitimi dersinde tekli sıraya girip
okul çevresinde yürüyüş yapıyorduk. Sanırım cezalandırılmıştık. Yürürken önümdeki
ensenin sol altında bulunan bene odaklanmıştı gözüm. Yürümeyi sevdim, sırayı
sevdim ve boyum uzamasın istedim. Bu kadar basitti. Kimsenin ensesinde öyle bir
ben görmemiştim ve bu onun farklı olduğu anlamına geliyordu. Bütün gün
yürüyebilirdim. Ama elbet durmamız gerekiyordu. Herkes durdu, ben de durdum ama
aslında işte o zaman yürümeye başlamıştım.
Keşke önceki gün
susmak için söz vermeseydim kendime, kardeşime öldüm demeseydim ve hiç ölmeseydim
diye düşündüm.
Liseye kadar
sustum.
Konuşunca da hiç
konuşmamış olmayı diledim. Artık susmak için çok geçti ve ben de ağlamaya karar
verdim
Ve yine keşke
ensesinde beni olmasaydı ya da boylarımız bu kadar birbirine yakın olmasaydı.
Ben yarım metre
kadar o da yarım metreden daha fazla uzadı.
Boyum babama
yaklaşmıştı ki artık annem gitmek istiyordu. Daha babamın boyunu geçmem gerek
diyemedim. Sustum.
Sustuğum zaman da
kaybediyordum konuştuğum zaman da. Susmak konuşmaktan daha kolaydı.
Sustum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder