Tarif edemeyecek
kadar anlaşılmaz bu kelimelerin anlamları. Son kullanma tarihi geçmiş
yalnızlığım hala çantamda. Çantamı sıkıca tutarken izliyorum karmaşık
hayatların telaşlarını. Bir yere varmak için çabalayışlarını. Dünyayı
anlamlandırma biçimlerini merak ediyorum. Anlamlandırma ve isimlendirme
konusunda pek yeteneksizim ben zaten. Çocukken sahip olduğum kedime bile isim
verememiştim. Sadece kediydi benim için. Sormadan ona neden başka bir şekilde
ithaf edeyim ki?
Hakkım olmayan
vazifeleri düşünürken tek istediğimin sessizlik olduğu konusuna kendimle
anlaştım.
Bu yüzden sustum,
konuşmam gerektiği zamanlarda hep susardım zaten. Kelimelere savaş açarken
diğer savaşlarımı düşündüm. Ne zaferlerim vardı ne de mağlubiyetlerim. Kendimle
berabere kaldım bu gece ben. Beyaz bayrakların pek bir anlamı yok.
Satırların
arasındaki boşluklar korkutuyor beni. Omuzlarında bir güneş tutulmasının son anları.
Kalıplarından çıkan düşüncelerin şaşırmış yolları da omuzlarında bitiyor.
Nerede başladığını kestiremiyorum ama bunun pek bir önemi yok.
Korku?
İnsanlar
korkarlar bu olağan bir durum ama korkuyu tanrıaştırmak, tek bir korkuyla
yaşamak ruhu çürütür.
Ve ben korkmadan
önce bir hikayeye başladım.
Bir hikayeye
nerede olduğunu söyleyerek başlarsan oraya nasıl geldiğini anlatman gerekir
derler. Ama ben nereden olduğumu bilmiyorum nasıl geldiğimi bilmediğim gibi.
Tek bildiğim artık adım atmaktan sıkıldığım
Duruyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder