18 Mayıs 2014 Pazar

Korkulan Hikaye

Tarif edemeyecek kadar anlaşılmaz bu kelimelerin anlamları. Son kullanma tarihi geçmiş yalnızlığım hala çantamda. Çantamı sıkıca tutarken izliyorum karmaşık hayatların telaşlarını. Bir yere varmak için çabalayışlarını. Dünyayı anlamlandırma biçimlerini merak ediyorum. Anlamlandırma ve isimlendirme konusunda pek yeteneksizim ben zaten. Çocukken sahip olduğum kedime bile isim verememiştim. Sadece kediydi benim için. Sormadan ona neden başka bir şekilde ithaf edeyim ki?

Hakkım olmayan vazifeleri düşünürken tek istediğimin sessizlik olduğu konusuna kendimle anlaştım.

Bu yüzden sustum, konuşmam gerektiği zamanlarda hep susardım zaten. Kelimelere savaş açarken diğer savaşlarımı düşündüm. Ne zaferlerim vardı ne de mağlubiyetlerim. Kendimle berabere kaldım bu gece ben. Beyaz bayrakların pek bir anlamı yok.

Satırların arasındaki boşluklar korkutuyor beni. Omuzlarında  bir güneş tutulmasının son anları. Kalıplarından çıkan düşüncelerin şaşırmış yolları da omuzlarında bitiyor. Nerede başladığını kestiremiyorum ama bunun pek bir önemi yok.

Korku?

İnsanlar korkarlar bu olağan bir durum ama korkuyu tanrıaştırmak, tek bir korkuyla yaşamak ruhu çürütür.

Ve ben korkmadan önce bir hikayeye başladım.

Bir hikayeye nerede olduğunu söyleyerek başlarsan oraya nasıl geldiğini anlatman gerekir derler. Ama ben nereden olduğumu bilmiyorum nasıl geldiğimi bilmediğim gibi. Tek bildiğim artık adım atmaktan sıkıldığım

Duruyorum.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder